HABERLER
  • Son Güncelleme : 23.05.2020 17:03
  • Haber Giriş : 21.05.2020 12:22
  • Etkinlik : 21.05.2020

İfade Özgürlüğü Herkes İçin, Hâkimler İçin De!

Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK) tarafından, sosyal medyadaki görüş paylaşımları nedeniyle üç hâkim hakkında soruşturma başlatılmıştır.

Hâkimlere görevlerini layıkıyla bağımsız ve tarafsız olarak yapabilmeleri bakımından gerekli olan hâkimlik teminatı tanınmıştır. Hakim bağımsızlığı, anayasal hukuk devletinin güvencesi altındadır.

Hâkimlerin görevlerini yerine getirirken takip edecekleri etik ilkeleri belirleyen ve bağlayıcı olduğu belirtilen HSK Türk Yargı Etiği Bildirgesi’nde, yargıya olan güveni temsil eden hâkimlerin ifade özgürlükleri olduğu kabul edilmektedir. HSK Bildirgesinde, ayrıca ve özellikle hâkimlerin hür vicdanları ile evrensel değerleri şiar edinerek bağımsız ve tarafsız olarak görevlerini yürüt"tüklerine işaret edilmektedir. Aynı Bildirgede hâkimlerin İnsan onuruna saygılı” olduğu, insan haklarını koruyacağı” ve herkese eşit davranacağı”, hâkimlerin Bir arada yaşamanın; farklılıklara saygı duymayı, birbirine anlayışla yaklaşmayı ve herkese eşit davranmayı gerektirdiğini kabul eden” kişiler olduğu belirtilmektedir. Bildirgede hâkimlerin insan onurunu esas aldıkları”, bütün davranışlarında insan hak ve özgürlüklerine uygun hareket edecekleri” vurgulanmakta ve şöyle denilmektedir: İnsan haklarına dayalı devlet ilkesinin ancak insan hak ve özgürlüklerinin etkin bir şekilde korunması ile gerçekleşebileceğinin farkında ve bu konuda üzerlerine düşen sorumluluğun bilincindedirler.”

HSK’ya göre insan haklarını korumak, insan hakları bilinciyle hareket etmek, evrensel değerleri savunmak hâkimler için bir ödev ve sorumluluktur. AİHM içtihadına göre de ifade özgürlüğünün kullanılması bazı durumlarda yalnızca bir hak kullanımı değil, aynı zamanda bir görev ve sorumluluktur.  Bir yargıcın birikimlerini konuşup yazarak toplumla paylaşması değil, kendine saklaması eleştirilmelidir.”

Demokratik bir toplum düzeninin vazgeçilmez değerlerinden biri olan ifade özgürlüğü ancak yargı organlarının tarafsızlığı ve bağımsızlığına gölge düşecek olması halinde sınırlanabilir. Hâkimler de her yurttaş gibi ifade özgürlüğüne sahiptir, ifadeler veya eylemler derdest bir dava hakkında olmadığı takdirde, açıkça kin ve nefret ya da şiddet içermediği takdirde hâkimin ifade özgürlüğü sınırlanamaz. Üstelik temel bir insan hakkı olan yaşam hakkının korunması ve sağlanması yönünde görüş bildirmek hukukun üstünlüğünü, hukuk devletini savunmaktır ve herhangi bir kısıtlamaya tabi olması mümkün değildir.

AİHM’e göre, hakimlerin tarafsız ve bağımsız olup olmadığını değerlendirme kriterlerden biri de çıkar çatışmaları ve baskılara karşı korunup korunmadıklarıdır.

Elbette –konumları gereği-  yargı mensuplarının ifade özgürlüğünü kullanırken ihtiyat ve özen yükümlülüğü söz konusudur, ancak gereken hallerde korkusuz bir şekilde hukukun üstünlüğünü savunacaklarına ilişkin kamuoyu inancına uygun davranmaları da gereklidir.

AİHM özellikle yargısal görevleri kaybetme korkusu nedeniyle hâkimleri kamu makamlarını ve politikalarını eleştirmekten caydırma riski taşıyabilecek ifade hürriyetine yönelik müdahalelerin demokratik bir toplumda gerekli olmadığına işaret etmektedir.

Yaşama hakkına sahip çıkmak, tüm toplumun, hukuk devletine, insan haklarına dair güven ve huzur duymasını sağlayabilecek nitelikte bir davranıştır.

Bu açıdan, soruşturmaya uğrayan üç hakimin beyanları da toplumsal düzeni tehlikeye uğratacak ve kurum içi düzeni bozucu nitelikte veya yargısal görevlerini layıkıyla yerine getirmeye uygun düşmeyen davranış olarak kabul edilemez. Hâkimlerin beyanlarının görevle bir ilgisi bulunmamaktadır. Sosyal duyarlılıklarını paylaşan hakimin eyleminin, baktığı bir davaya ilişkin değilse veya kişilere yönelik, zarar verici ve bireysel hakkı ihlal edici mahiyette değilse etik dışı olarak görülmesi mümkün değildir. 

Haklarında soruşturma açılan üç hâkim, ölüm orucu sonucunda hayatını kaybeden kişilerin yaşatılması yönünde açıklamalarda bulundukları için bu soruşturmalar başlatılmıştır.  Hâkimlerin üzerinde konuştuğu husus yaşam hakkından başka bir şey değildir. Bir yurttaş olarak bu konuda konuşma hakları olduğu gibi hâkim olarak bu aynı zamanda görevleri içindedir. Yaşam hakkı birinci ve en temel insan hakkıdır. Suçlu ya da değil, her kim olursa olsun herkesin yaşam hakkı vardır ve devlet bunu temin etmek zorundadır. Yaşam hakkının korunması yönünde konuşan hâkimlerin bu eylemi hem ifade özgürlüğü kapsamındadır hem de mesleki sorumlulukları kapsamındadır.

Sonuç olarak, soruşturma açılmış olan hâkimlerin beyanları hem Anayasal hem de yasal koruma altındadır, mesleki etik ilkeleri de hâkimlere yeterli ve gerekli güvenceyi vermektedir. Soruşturmalar hukuka aykırıdır.

Soruşturmaya uğrayan hâkimler aynı zamanda kendi meslek örgütlenmelerinde yönetici konumundadırlar.  Bu durumda anılan hâkimlerin ifade özgürlükleri dernek ve sendika yöneticisi olarak ifade özgürlükleri ayrıca ve tekrar koruma altındadır. Elbette bu durum soruşturmaların hukuka aykırı olduğunu ve siyasi nitelikte olduğunu bir keza daha ortaya koymaktadır.

İstanbul Barosu                                                                                                                       

Adil Yargılama ve Takip Merkezi                                                                                          

Yürütme Kurulu

YAZDIR
Yükleniyor...